Daha çok küçücüksün
Yeni bir hayat var önünde..........

21 Haziran 2011

hasta olsam ne yazar yolcudur abbas bağlasan durmaz

Hafta sonu doğduğum,büyüdüğüm,yıllarca okula gitmek uğruna yollarında sürünerek tozunu yuttuğum,çocukluk aşkları yaşadığım,bazen kafayı tırlattığım,bazense gülerken kahkahalara boğulduğum güzel memleketim salihli'deydim.
Bilen bilir salihli'yi tıpkı küçük sahil kasabalarını andırır.Tek eksiği deniz olmaması.Birde deniz olsaymış orda yaşayanların vay haline.İzmir'e yakınlığı ve memur kesiminden oluşan bir halka sahip olması sebebiyle kültürel yönden çok gelişmiştir.
Hatta ben denizli'ye geldikten sonra alışmakta güçlük çektim dersem yalan olmaz.Halkın %90 ı özel sektörde çalışıyor.Özel sektör denen canavar insanların hayatını mahvediyor.Saat 9 lara kadar çalışmak zorundasın,cumarteside buna dahil.Yıllık iznini eksik kullanırsın,paranı tam alamazsın,alsanda gecikmeli alırsın.İnsanlar evlerine akşamın 8-9 unda gittikleri için artık iletişim diye birşey kalmaz.Birbirini sadece hafta sonları oda vaktin olursa görebilirsin.
 Oysa ben küçükkene böylemiydi.Memur bir anne babanın çocuğu olmanın verdiği avantajla erken satte yemeğimizi yer,aile dostlarımıza gider bol sohbetli geceler geçirirdik.Cunartesileri annem beni sinemaya götürür pazar günleride pikniğimizden geri kalmazdık.Bol kitap okur,ailemle bol vakit geçirir,anne babamın desteğini fazlasıyla görürdüm.Birde kendi oğlumu düşünüyorumda akşam 9 dan sonra onunla ne kadar ilgilenebiliyorum orası muamma tabi...Çocuğum ne arkadaş dost sohbetlerinden nasibini alabiliyor,nede anne baba desteğinden.
Neyse şimdi bunlar bir kenara hafta sonu geçirdiğimiz güzel ama acılı güne gelelim.
Gittiğimizde en çok ilgi toplayan top 10 birincisi yine yiğit'ti.Annenesi ve dedesi çok özlemiş olucaklarki kapıdan girer girmez ona saldırdılar.O günü gezerek geçirdik ama belimde ufaktan ufağa bir ağrı belirmişti ve gezerken fazla tad alamadım desem yeridir.Yiğit'se bundan habersiz çok eğlendi.









Burası yıllarca değerlendirilememiş belediye parkımız.Ama son yıllarda yapılan atılımlarla şimdi bu halde yani süper.Eskiden otun çöpün içinde kimselerin uğramadığı bir alandı.Şimdiyse çok rağbet gören bir park haline geldi.
Ogün ayaklarımız gittiği yere kadar dolaştık hatta dahada dolaşıcaktık ama gök gürlemesi ve yağmurun bulutların delinmiş yerlerinden hafif hafif sızdırmaya başlaması sebebiyle eve dönmek zorunda kaldık.
Akşam yemeğinden sonraysa bizi en çok yoran yiğit oldu.Önce annannesi sayesinde lavabonun tepesine çıktı ardındanda yutma teşebbüsüne girdiği macunla dişlerini fırçalamaya kalktı.Sonuç....
Tabiki yiğit 1-0 galip.


Sabah kalktığımda belimdeki ağrı giderek artmıştı.Yanımdaki insanları mutsuz etmek istem,yordum ama gerçekten dayanılacak gibi değildi.Herşeyi göze aldım ve pikniğe gitmek için hazırlığa başladım.
Salihli'yi meşhur eden kurşunlu kaplıcalarına doğru yola çıktık.
Oraya vardığımda ise her zamanki gibi doğa ve deniz aşığı olan ben yine çok etkilendim.Harikaydı.

























Akşamın nasıl olduğunu anlamak zordu yiğit için.Çünkü eğlenceli bir gün daha geçirmişti.
Ben mi???
Ben acılı bir günün sonunuda ertesi güne bu ağrının geçmesini dileyerek geçirmiştim günü.
Akşam piknik dönüşü tekrar yola koyulduk denizli'ye doğru.Kankam o gece bizde kaldıda bende acıma acı katmadan uyuyabildimYoksa yiğit'le ilgilenirken canım daha çok acıyorsu.Sürekli onu kucaklamak sanırım belimi iyice mahvetmişti.
Bu arada unutmadan geçemiycem sevgili annem yine ataktaydı.Bu yaşında önce bilgisayar kursuna gitmiş msn den bloglara, facebooktan mynete kadar interneti fethetmişti.Komik bir annem vardır benim,Azimli,yılmayan.Onun için yaş değil beyin yaşı önemlidir.Şimdide ehliyet kursuna yazılmış.Saırsam kurstaki en yaşlı eleman kendisi.Cumartesi gecesi ondan bolca motor dersleri aldık.Bobin nedir,triger kayışı,akü ne işe yarar anlattı durdu.Bol bol güldük.Gece 2 lere kadar ders çalışmaktan bıkmış ama maşallah benden bilgili.Kanımca yakında bir kaporta tükkanı açarlar.Annem işletir babamda para işlerine bakar....Kısa yoldan köşeyi dönerler.
 Gece rahat bir uyku konforum oldu.Ama sabah hala aynı dertten muzdariptim.
Dün sabah gittiğim 3. doktordan sonra şu anda biraz iyi olmakla beraber aldığım ilaçların birbirine karışması sonucu kendimi salak gibi hissetmekle birlikte şayet yazımda oluşan yazım ve anlatım hataları varsa affınıza sığınıyorumBu sefer yazmaktan çok bol bol resim koymakla yetindim.Böylece son yazılarıma ekleyemediğim fotoğraflarımın öcünü aldım.Yaşasın kötülük...
Herkese bol sağlıklı günlerrr...


Küçükbey 26 aylık

6 yorum:

Tibetin annesi dedi ki...

Geçmiş olsun canım. dediğim gibi karıştırmak iyi değildir, sarsar adamı, sen anladın onu ;)

Yiğit'i yiyesim var Seldaaaa, gönder onu banaaaa!!!

karışık_pizza dedi ki...

Olmazzzzz yersen oğlumu ben oğlumsuz napıcam kızzz.Hem o göründüğü kadar masum değil haaa geceleri oyuncak bebek chucky gibi oluyor.Bence o seni yiyebilir sen onu yemeden önce
:)

resimli günlük dedi ki...

Geçmiş olsun.Bu arada fotoğrafların hepsi güzel de ben o diş fırçalayan minik adama bayıldım :))
özlem

karışık_pizza dedi ki...

özlem'cim sibel'ede söyledim göründüğü kadar masum değil haaa
dikkat
:)
ayrıca geçmiş olsun dileklerin içinde teşekkür ederim.
sloganım:
önce sağlık

hatice dedi ki...

ooo harika hepside.eee diş fırçalama pozunu iyi yakalamışım dimi bak bu kez aynada kendimi göstermedim artık profisyonel bir fotoğrafcı olmayı hak ediyorum sanırsam.bu arada senin ordaki acın ve ağrın çoktu biliyorum ama bence herşey çok güzeldi.ama benim çenem biraz ağrımış yol boyunca duzer,motor,traktör saymaktan yiğit sağolsun :)))

karışık_pizza dedi ki...

Eeeee teyze olmak kolaymı?