Daha çok küçücüksün
Yeni bir hayat var önünde..........

28 Mayıs 2010

İYİKİ VARSIN




Seni çookk bekledim ama sonunda geldin.Dün gibi aklımda benimle olduğunu öğrendiğimde yaşadıklarım.zaman nasıl geçer diye düşünürkennnn

26 Mayıs 2010

HIMMM... DENİZ KOKUSU



Hımmm bu koku insanı sıcak deniz kıyısı gecelerine götürüyor.Deniz kenarındaki küçük kasabalarda evlerden sarkan o sümbül menekşe kokularını anımsatıyor.Ne çok özlemişim denizin o yosun kokusunu akşamın berrak rengini güneşin batarken denizle buluştuğu o rengarenk görüntüyü.....
Çocukjluğumdan beri deniz benim için büyük tutkudur.Hep bir deniz kenarında yaşamak istemişimdir.Kışın denizin o nemli kokusu, şehrin o sakinliği,azgın dalgaların kıyıya vurarak çıkardığı büyük gürültü....Yazın o coşkulu heyecan verici çılgın eğlenceler, dalgaların şarkı söyler gibi çıkardığı ses akşamüstü kumsalda gezen, öğle sıcağında bir taraftan denize girip diğer taraftan güneşlenen insan manzaraları...
Mayıs geçiyor hazirana girmek üzereyiz ve henüz deniz kumsal güneş mevsimimizi açmadık bile.Oysa hatice ve ben yıllardan beri hep mayıs dedimi açılışımızı yapardık.Ama nedense bu sene havada bir kasvet var.Bir sıcak oluyor bir hava serinliyor.
Bu sene bir ilki daha yaşayacağız.aslında ilk değil ama yiğit'in bilinçli olarak denizle tanışması bir ilk olacak.Geçen senede gitmişte tatile ama henüz ne olduğunun farkında bile değildi.Sürekli uyuyor ,ağlıyor,karnını doyuruyor,aradada kızlara bakmaktan kendini alamıyordu(her ne kadar 3 aylık olsada nede olsa erkek çocuğu) :)))
En kısa sürede havanın düzelmesini diliyorum ve o yosun kokusunu içime çekmek için sabırsızlanıyorum.Yİğit'in deyimiyle cıbı cıbı cıbıııı.
NOT::::yigit diyorki suyu çok seviyorum ve oyunamak istiyorummm.bende katılıyorum

21 Mayıs 2010

BALIK GÖLÜMÜZ

Havanın gazabına uğramadan haftasonumuzu mutlu mesut geçirebildik sonunda.İyide eğlendik sanırım .İçimizde en çok keyif alansa yiğit paşa oldu.Hem gezmenin hemde anne babanın yanında olmasdının verdiği zevkle birazda şımarıklık yaptık sanırım.
Küçük adam çok çok eğlendi desek sanırım abartılı olmaz önce yol boyunca müziğin eşsiz ritmine ayak uydurmak için arabada hoplayıp zıpladı ki her ne kadar zor olsada...Yolun virajlı olması küçük afacanın hızını kessede müzik ve ritme devammmm...Neyseki sonunda balıkgölümüze vardıkta biraz sakinleştik derkeeennn bizim afacan önce havuzda gördüğü balıklara saldırıya geçti.ah bir tutabilsem mantığıyla ellerini uzatıp içine atlamaya çalıştı ama nafile,sonuç negatif....balıklarmı yiğit'ten korktu yiğit'mi balıklardan bilinmez tabii....arkasındanda ortalıkta sürekli koşturup sulara basmaya deee cik oynamaya başladık.
Bu arada hatice ve zehra teyzemiz sanırım yiğit tarafından oldukça zorlandılar.hani tüm çocuklar sever ya hep yapılmasını ister ya işte yiğit'te kollarından kaldırılıp hooopp uçtu uçtu yapmaya bayılıyor.Eeee durum böyle oluncada teyzelerimize iş düşüyor.Bizim küçük adam bunu yaparken çok zevk alıyor amaaaa gel gelelim teyzeler yorulunca olanlar oluyor yiğit paşa yere kapaklanıveriyor bir inat bir inat kalkmak bilmiyor takiiiii uçtu uçtu yapana kadar.
Oğlumla geçirdiğim her dakika o kadar güzel o kadar zevkli geçtiki zamanı durdurmayı başarabilsem sanırım hemen yapardım.keşke hergünümüz böyle geçse...
Herşey iyi güzelde bizim küçük canavar akşam banyosunu yapar yapmaz sanırım yorgunluktan ve almış olduğu te miz havanın etkisinden dolayı hemen uyuyup kaldı.

o günden birkaç resim karesi....

ÖZLEM

Bu nasıl bir duygudurki bir türlü geçmek bilmiyor aylar geçti oğlum 13 aylık oldu ve ben hala çalıştığım için oğluma duyduğum suçluluk duygusundan bir türlü kurtulamıyorum.Annelik dedikleri bu ols agerek.İçimde bir duygu yoğunluğu var ne yapsam kurtulamadığım.İşyerimde saatler bile geçmek bilmiyor.pazar gününün biran önce gelmesi için sürekli dua ediyorum.Hayat yine bana oyun oynuyor ve ben oğlumu çok ama çok özlüyorum.
Acaba çalışan annelerin duyduğu bu suçluluk duygusu herkezde aynımı??? Bazen dayanılmaz acılar içinde insanı kıvrandırıyor.Sabahları paçama yapışıp anni anni diye bağıran sesi duymak ve gözlerden akan yaşları silmeye bile vakit bulamadan yanağına küçücük bir öpücük kondurup kaçarcasına uzaklaşmak...işte en kötüsü bu!!!
Hani gelecek diyorlar ya,hani iyi bir hayat yaşaması lazım diyorlar ya,hani çocuğum en iyi yerlerde okusun hayatın zorluklarını görmesin diyorlar ya... işte bazen bu zorunluluklar bile gözümde yokoluveriyor.Kendimle başbaşa kaldığım zamanlarda (ki genelde hep öyleyim) kendimi sorguluyorum acaba iştenmi çıksam diye.Peki ama o zaman İYİ YAŞAM STANDARDI dediğimiz ve bizi mahveden o noktayı oğluma nasıl yaşatabilirim ki....???
Daha yazacak çookkk şeyim var ama şu anda bunu yapacak hiiiçç gücüm yok.Yazarken bile gözümde durmayan yaşlar yüzünden görmekte zorluk çekiyorum.
Bu duygularla yaşamak ne kadar zor olsada umarım başedebilirim....herkeze bebeğiyle mtlu huzurlu bir hayat diliyorum sevgiyle kalın...