Daha çok küçücüksün
Yeni bir hayat var önünde..........

4 Mayıs 2011

BENİ HATILADINMI?


Bu sıralarda en çok merak ettiğim konu bu.Acaba kendini hatırladı mı???
Okuyorum okudukça daha bir heyecan basıyor.
Okuyorum okudukça film seyrediyorum.Beynimin içinde karakterler, mekan,oyuncular maşşallahh çoktan şekillenmiş bile.
Okuyorum,okudukça kendimi kaptırıyorum ve saatin bilmem kaçı olduğunu unutuyor,sabah kalktığımda yapışmış kirpiklerimi ayırmak için uğraşıyorum.
Okuyorum,ayıp ve utanç verici olduğunu bildiğim halde çevreme bir gözgezdirdikten ve kimsenin olmadığına kanaat getirdikten sonra beynimde beni 'hadi nolu,hadi nolur'diye dürten cüceler yüzünden 3-4 bölüm ilerisindeki yazılara çaktırmadan bakıyorum.
   Bir sabah uyanıyorsunuz ve kusursuz bir hayata sahip olduğunuz görüyorsunuz.Oysa tek hatırladığınız dişleri telli bakımsız bir görüğnüme sahip olan, iş ve aşk hayatında başarısız,küçük köhne bir dairede yaşayan sade bir vatandaş olduğunuz....!Son üç yıl hafızanızdan silimiş ve ne olduysa o üç yıl içinde olmuş.
Tam yeni hayatınıza alışmaya başlarkennnn ortaya çıkan gizemli erkek ......
Hah işte bundan sonrasını henüz okuyamadım,Bu erkek kim?Lexi nasıl bu hale geldi?O yarışmaya neden katıldı?
Ayyyyyy çıldırıcam meraktan.
Çok eğlenceli bir kitap ya bayıldım.
Bu aradada aynı olay benim başıma gelse napardım acaba???
Eğlenceli komik bir anlatımı var.Kitapseverlere tavsiye ederim.
Acaba kendisini hatırlayabilecekmi????

28 Nisan 2011

dikkat

Ne zaman akşam olucak yahu.Fındık kurdumu çok özledim.
Umarım bu gecede dün geceki gibi beni dişlemezsin, çünkü kolum hala çok acıyorrr...
Ayrıca  her gördüğüne bakıp pış pışladıktan sonra  şu annannenden öğrendiğin maççallah maçallahıda 'maşallah maşallah' kelimesini bozuk plak gibi tekrar etmeyi bıraksan iyiolucak,çünkü artık kulaklarım başka birşeyi duymaz olduuuu....
Kapının önünde bizi özlemle beklerken görür görmez deli danalar gibi kendini yerden yere atarken duvara toslamasan diyorum,çünkü o zamanda canım çok yanıyorrr...
Haaa bu arada bizi kandırıpta bezini çıkarttıktan sonra o güneş yüzü görmemiş poponla koşturuken işediğin koridor halımı unutmuyorum ve bunu tekrar etmemeni umuyorum,çünkü günün yorgunluğu üzerime çökünce halı silmekten nefret ediyorummmm....
Yinede sana kızamıyorum,çünkü seni çok seviyorummm...

21 Nisan 2011

Yaşasın İki Yaş Oldum

  Sabahın erken saatinde şişmiş kocaman bir göbekle,hastane kapısından girerkenki heyecanı yaşıyorum şu anda.
   Tam 2 yıl önce bu saatlede karnımda adrenal düzeyi oldukça yüksek bir bebek taşırken ne zaman çıkacakta kendisiyle tanışıp sarılıp öpüşeceğiz diye düşünürkennnn  saat 9,15 de hop dedin çıktı karşıma.Henüz seni görmeden alıp götürdüler.Nerden bilebilirdimki o sırada solunum yetmezliği çektiğini.Bu arada  sökülmüş pantolonu tamir etmeye çalışır gibi beni dikerlerken 'ben şahsiyet' çok bilgiç olduğum için seni ellerime vermemelerinden şüphelenip huysuzlanmaya başlamıştım bile çoktan.Nede olsa daha önce pek çok sezeryana girmiş ve bebekle annenin müthiş buluşmasına defalarca şahit olmuştum.Ters giden birşeyler olduğunu anlamıştım  ve tansiyonumun düşmeye başlamaştı bile.O an mutlumu mutsuzmu olduğumu anlayamadan iki duyguyu birarada yaşamıştım.Şükürler olsunki annem bir on dakika sonra bebek kokusunu yanıma getirmiştide herşey normale dönmüştü.Delimiyim neyim şimdide ağlamaya başlamıştım.Değişik duygular değişik tatlar yaşıyordum ama hala bebek kokusunun benim olduğuna inanamıyordum.Tek hissettiğim karnımdaki garip dalgalanmalardı.Birşeyler hissediyor ama acı duymuyordum.Demekki spinal anestezi dedikleri böyle birşeydi.Hep başkalarına uygulamış ama kendim bu zevki ilk defa tatmıştım.
   Bu arada babamızı merak etmiştim acaba bebek kokusunu görebilmişmiydi.Ama annemin kahkahaları sayesinde olan biteni öğrenmem pekte uzun sürmedi.İlk çocuk, ilk heyecan, ilk deneyim (bu arada ikincisi olurmu muammma tabi gözüm korkuyor desem hiçte sallamış olmam gerçektende gözüm korkuyor...hem iş hem eş hem çocuk hemde özel sektörrrr...)Babamız babannemiz teyzemiz bebek kokusunun bu kadar çabuk beklemedikleri için sanırım  hemşire ablamız yanlarından geçerken başkasının bebeği diye bakmamışlar bile.Sonradan olaylar gün yüzü gibi ortaya çıkınca aile boyu kahkahaya boğulduk.Halada bu olayı 3-4 gündür yenilen yemek gibi ısıtıp ısıtıp anlatır gülerim.Hatta çevremdekiler artık yuh demeye bile başladılar ezberlediler zavallı şahsiyetler...
Nerdennn nereye..Aslında farklı şeyler yazıcaktım ama birden o gün yeniden canlanıverdi gözümde.Klavyedeki harflere bastıkça bu kelimeler döküldü parmaklarımdan.
Ballıkurabiyem gelmeden önce:
Köpek dişleriyle ısırılmış bir kolun nasıl morardığını,
Gitarın diğer adının lulu olduğunu,
Bir evin nasıl bişranda savaştan çıkmış gibi darmadağan edildiğini,
Duvarlara kalemle çizerken nasıl zevkten dörtköşe olunduğunu,
Bazen insan kılığından çıkıpta nasıl maymuna dönüldüğünü,
Bir hafta uykusuz kalıp işe ağlayarak gidildiğini,
Bazı kelimelerin yarım söylenip insanı kahkahaya boğduğunu,
İçilen meyve sularının nasıl püskürtülebileceğini,
Camlardaki küçük parmak izlerinin kime ait olduğunu,
Yıllarca derli toplu temiz evimizin nasıl unutulup savaş alanına döndüğünü,
Makyajsız bir suratın nasıl olduğunu,
Evin içinde darmadağın bir saçla dolaşmanın verdiği mutluluğu,
Ve daha birçok şeyi bilmezdik...
    Şimdi ise hepsini öğrendikkkk.
     21 nisan 2009 oğlumun doğduğu gün
     21 nisan 2009 yeniden doğduğum gün....
     Geldin heryer aydınlandı,geldin hayatımız anlam kazandı,geldin mutluluğun en güzelini yaşattın.Hayatımıza hoşgeldin bebek kokusu...

9 Nisan 2011

bir ısırık versene baba!

Bütün günün rehaveti çökmüştü üstümüze.Sonunda akşam olmuştu ve en çok huzur bulduğumuz,  mutlu olduğumuz evimize gelmiştik
İlk durak yerim olan mutfağa hızla yöneldim koyuldum işe.Acı bir çığlıkla irkildim hatta yerimden zıpladım.Öyle kuvvetli bir çığlıktı ki ben bile korktum.
Yiğit yine arada bir yağtığı gibi babasının baldırından bir ıssırık almış, çok mutlu olmuş, rahatlamıştı.Diğer tarafta babamız kıvranmakla meşguldü.Gülmekle gülmemek arasında donakaldım ama dayanamayıp bastım kahkayı.Aşkımcımda acısı diner dinmez ağlamaklı bir yüz ifadesiyle, acısını içine gömerek ballıkurabiyemi korkutmamak adına tebessüm etmeyi başardı.
Oğlum çok sevindiğinde yada çok mutlu olduğunda sadece ama sadece bana ve babasına bunu yapıyor.Sanırım bu özlemekle ilgili bir durum.Bu şekilde bize olan sevgisini göstermeye çalışıyor.Bazen bizde ona sevgimizi bu şekilde göstersekmi diyorum diyorumda düşününce kıyamıyorum.delimiyim neyim yoksa acımasız annemiyim??

Yiğit gözleri gülen bakışlaıyla insanlara sevgi gönderen bir çocuk.Sanırım annannesine çekmiş.Herkesle barışık.Hayata gülen gözlerle bakıyor.Sevgisini bazen pek hoş olmayacak yollarla göstersede arada bir dişlenmemizin bir zararı yok.
Bir ıssırıktan ne çıkar??.....Varsın ıssırsın!!!