Daha çok küçücüksün
Yeni bir hayat var önünde..........

18 Haziran 2011

top yaptım baba top

Kabus gibi iki gündü yada bana öyle geldi.
Küçükbey inler ben inler.Sağolsun kankam baktı bizlerede çabuk toparlandık.
Faranjit denen o lanet olası hastalık yerden yere vurdu beni.Küçükbey desen bir ateştir aldı başını gidiyor.Buda yetmezmiş gibi kabızlık hali mahvetti fındık kurdumu.
Ben halsiz miskin gibi yerlerde sürüklenirken oğlum bir yandan anne beni kucakla diye feryat edip
 bir yandanda boynuma sıkıca sarılıp barsaklarındakini boşaltmaya çalışıyor.O acı çektikçe gözyaşlaını akıttıkça ben daha çok acı çekiyor ağlıyorum.Sanırsınızki bizim evi sel aldı.Evin her karışında bizim gözyaşı damlalarımıza rastlamak mümkün.Ağlarsa anam ağlar misali küçükbey ağlar ben ağlar.
Doktorlarımız sağolsun bizi iyi edecek tedavi yöntemini bulamış olucaklarki bir türlü toparlanamadık.Üstelik doktorum komik bir adamdıda.Çalıştığım işyerini hiç hazmetmediğini söyleyip bana raporu bastırınca bu hastalıkların içinde kendimce gülme krizine tutuldum.Sanırsam daha önceden bir kuyruk acısı vardıda sanki onlardan öcünü alıyormuşcasına raporu yazarken çok mutlu bir tablo sergiliyordu.
-Sen nerde çalışıyorsun bakim kızım.
-.... işyerinde.
-Haaa şu .... ların yerinde yani 
Der demez hemen şu kelimeler döküldü ağzından.
-Zeynep, ablana yaz kızım 5 günlük rapor hatta istiyorsa 10 günlük verelim.
Böylesinide hiç görmemiştim.

Zor geçen iki günün sonunda biraz kendime gelmiş olmakla birlikte küçükbey kabızlıktan kurutlamanın sevinciyle babasına yaşadıklarını aktarıyordu...
-Baba top yaptım baba top yaptım,yaparken ığğğğğğğğ dedim.
Bir kazbılık bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Küçükbey sanki acı çektiği dakikaları unutmuşcasına, evimizde fazladan resim çerçevesi olsa nerdeyse topları alıp onların içine koyup duvara asıcaktı.Yani o derece sevinçli ve mutlu anlatıyordu.
:) 
Diyeceğim o ki sakın ama sakın hasta olmayın kendinize iyi bakın özelliklede çocuklarımız hiç hasta olmasın onlarınki daha büyük bir yıkım oluyor.Hani derler ya hayattaki en değerli varlığımız sağlımız bunu diyenler test edip onaylamış sanırım.
Herkese sağlıklı günle diliyorum...

Küçükbey 26 aylık

13 Haziran 2011

yaz yağmuru çağırma beni

Hey gidi heyyy kim demiş yağmur bizi durdurur diye.
Bakma dedim yüzüme, gülümseme,bugün beni dürtme dedim.Hatta yüzüne bakmamak için pencerelerden uzak durdum.Ama bulutların gözyaşlarına dayanamadım.
Pikniğe gitmeye karar vermiştik ve mangalda pişmiş bütün yiyecekler gözümün önünden sırayla soldan sayarak
1-2-3 diye geçiyorlardı.Onlar gözümün önünden geçe dursun biz yola çıktığımızda bulutlar kendini koyvermiş ne kadar gözyaşları varsa akıtmaya niyeli gibi yağıyordu.
Yaz yağmuru olmasından dolayı sanırım bizi hiç etkilemedi hatta gözümüze daha bir güzel göründü.Önce meşhur çamlığımıza gittik ama nafile orası daha bir kuvvetli yağıyordu.Bizimse vazgeçmeye hiç niyetimiz yoktu.Hele mangaldaki etler ye beni ye beni derken nasıl onları kırabilirdikki??
Azmettik,başardık.
Tek odalı, kocamannn bir balkon ve bahçesi olan yeşilin hakim olduğu ama maviye rastlayamadığımız güzel bir bağ evindeydik.Baktık butlar gıdaklıyor,sucuklarsa dilimle beni diye bağırıyor onları fazla üzmek istemedik ve hemen mangalımızı hazırladık.Aman allahım o ne koku o ne tat....
Hımmmm... Şimdi bile lezzetini ağzımda hissediyorum.O biberler,kırmızısı,yeşili,mor patlıcanlar,kırmızı domatesler,beyaz soğanlar sırayla mangala girip çıktılar.Sonrada midelerimize..
Yanlız bir problemimiz var.Nedense yiğit et yemekyen çok kemirmeyi seviyor.Ailecek biz kemirgenler grubuna dahiliz.Dişlemek daha çok hoşumuza gidiyor.Sanırım kalıtsal bir özellik yiğit'ede bizden geçmiş.Ah fotoğraf makinamız olsaydıda ailecek sofra başında bizi kemiriken görebilseydiniz.Dünyanın en şirin görünüşlü ailesi gibiydik.Ağız çevremizi görmek mümkün değildi.O kadar çok acıkmışızki... Şööööyle bir kendimize baktımda afrika'da avının peşinde koşup onu yakaladıktan sonra kemire kemire, sıyıra sıyıra midesine indiren aslan kabilesine benziyoruz.
Yemekten sonra üstüne tavşan kanı bir çay içip ardından bir alışveriş merkezine hem ziyarete hem alışverişe hemde biraz eğlenmeye gittik. Ama ne eğlenme....
Vayyyy be demek siyasilerin bütün gün seçim için arabalarda dolaşmaları böyle bişeymiş.Küçükbeyin ısrarına dayanamayıp onunla birlikte atladım tren vagonunun birine.Başladık mağazada dolaşmaya.Ne kadar güzel bir duyguymuş  ayakların yere basmadan bir alışveriş merkezini dolaşmak.Ben oturduğum yerden hem yiğit'i sıkıca tutuyor hemde etrafa gülümsüyorum tıpkı korumalar gibi.Yiğit'se ayakta halkı selamlıyor tıpkı seçime giden adaylar gibi.Ohahaha vallahi çok eğlendim.Bu arada bir ara trenimizdeki müzik sistemi durdu.Yani durdu demek istiyordum ama duramadı.Yiğit hiç müziksiz gezintiye çıkarmı?? Çıkmazzz...Abi musik ac ac ac diye acı acı feryat edince çocuk dayanamadı son ses koyverdi müziği.Bende bir rahatlıkki değmeyin keyfime.Son ses müzik eşiliğinde balerinler gibi ayaklarım yere değmeden turluyorum sanki koca şehri...Haaa unutmadan selam söylemek istediğim bir iki seçmen arkadaşım var.Kendilerinin ellerinden öper,oğlumun onları selamlakenki gülüşüne asık suratla ve kafalarını çevirerekcevap verdikleri için bu çağdaşlıklarını neye borçlu olduklarını sormak isterim.Teknoloji ilerledikçe sanırım insanlar robotlaşıp,sevgiden,insanlık duygularından uzaklaşıyor.Biraz yahu biraz tebessüm edebilirsiniz.Sonuçta karşınızdaki bir çocuk ve elini sallayarak masumane sevgisini size göstermeye çalışıyor.Bu kadarda öküz taklidi yapılmazki...
Trenle şehri turladıktan sonra girdiğimiz playstation salonunda küçükbey ordan oraya tüm araçları talan etti ama hangisine bineceğine bir türlü karar veremedi.Şahsiyetin kendisini zorla çekip çıkardıktan sonraki kendimizi rahatlamak amacıyla attığımız dükkandan gerilerek çıktı.Yiğit yine işbaşındaydı ve ben ona yakışabileceğini düşündüğüm bir iki parça eşya almaya çalışırken o çoktan babasını peşine takmış scooter üstüne atlamış kaçmaya çalışıyorduki kapının girişindeki alarm çalmaya başladı.Benim yüzümdeki masumane o çocuğun annesi benim ama o daha çocuk derki gülüsememse bir şaheserdi.
Oğlummm bırak onu hadi sana daha güzelini alıcaz deyip kucakladım.
Dışarı çıkncaysa:
Yiğit oğlum neden herşeyi kurcalıyorsun diye fırçaladım.
İçerdeki kuzu anne dışarda vampirella olmuştu.
Yiğit'le cebelleşirken saatin 10 a gelmek üzere olduğunu farkettim.
Yağmurda bile olsa huzurlu bir yaz günü geçirmiş olmanın verdiği mutlulukla evimize döndük.
Yaz yağmurunda piknik yapmanızı tavsiye ederim.
Güzel bir gündü.
Tek sorun yine bugünü belgeleyememdiiiiiiiiiiii...

 Küçükbey 26 aylık

10 Haziran 2011

oynatmaya az kaldı doktorum nerde?

Bu ne ya????
Gözümün önünde uçuşan periler var,gözkapaklarım ağırlaşıyor,bacaklarım titremeye başladı.Nerdeyim bennn.Birileri gelip gidiyor yanıma,bişeyler soruyorlar.Anlamakta güçlük çeksemde masama serilmiş bir şekilde cevaplamaya çalışıyorum.Kafamın içinde küçük yatarıklar  var sanki sapla samanı ayırıyorlar.Hatta kafamı taşıyamayacak kadar halsizim.Acaba diyorum gece uyurken üzerimden at sürüsümü geçti,yoksa evimizin karşısındaki inşaatın taşlarını aylardır üstüste sıralamak için ortalıkta koşuşturan benmiydimde haberimmi yoktu.?!
Biraz yahu birazcık deliksiz uyumak istiyorum.Çok değil vallahi azıcık ama derinden ve deliksiz bir uyku olsun benimkisi.Yataktan dayak yemiş gibi değilde kuş tüyünde yatıp hafiflemiş olarak kalkmalıyım.Ama ne kuş tüyü yatağım var nede mumya gibi yatmamı sağlayacak sakin bir oğlum.
Küçükbey mümkünse bu akşam lütfen benimle değil yatağınızla randevulaşın lakin kendimi zor taşıyorum.Bu gece sizinle fazla meşgul olamayacağım.Anneden sana bir tavsiye...
Bu gece 10 gibi yaaatttt sabah 8 gibi kalkarsın,emi benim güzel oğlum.Noooluuuursunnn..Yoksa annecik, şirinelikten çıkıp gargamele dönüşecek...

Şimdi sen karar ver bakalım şirinemi gargamelmi ?
                                                                                                                      Küçükbey 26 aylık

7 Haziran 2011

çakarım dedi....çaktı

Akşam yemek sefası yapalım derken olay yemek cefasına dönüştü.

Nasıl olduysa buzdolabını yarı açık bırakma gafletinde bulunan ben birazdan olacaklardan habersiz sofra hazırlama derdine düştüm.Bu sıradada göz ucuyla yiğit'i bir dedektif gibi gizliden gizliye takip etmekteydim.Tek eksiğim purom ve şapkamdı.Anladımki dedektiflerde hata yapar ve ben o hatalardan birine yaptım.
Son gördüğüm, küçükbeyin dolaptan eline birşey alıp salona doğru fırlamasıydı.Arkasındanda kocacık ve yiğit'in koşturarak mutfağa doğru kaçan kovalar misali geldiklerini gördüm.Nolduğunu anlayamadan bende düştüm peşlerine ama nafile...

Yiğit'in o sinsice gülüşüyle çakacam baba çakacam baba diye bağırarak masaya doğru yöneldiğini gördüm.Evet ben bu gülüşü tanıyordum.Küçükbey muzurluk yapacağı zaman mutlaka bu 10 numaralı gülüşünü kullanıyordu.Eyvahhh dememe fırsat kalmadan   (kurufasulye yanında kurusoğanı yumrukla parçalarsın ya hah işte ahanda aynı onun gibi)   küçükbeyin elindeki yumurtayı yemek masasına koyup bir eliylede yumruğunu üzerine çakması bir oldu.Bir taraftan küçükbey çattım baba çattım baba diye sevinç çığlıkları atarken bende yandım koca yandım koca diye gülmekle ağlamak arasında çığlıklar atıyordum.Aslında yiğit'in o halini düşününce içimden kahkahalarla gülmek istiyordum ama bir taraftanda yumurtanın eve sinecek olan kokusunu düşünüceki öylede oldu içimden ağlamak geliyordu.

Haaa bu arada küçükbey çattım baba derken kötü kalpli cadı anne yanım bende şimdi sana bi çakıcam demek için yırtınıyordu ama cani anne rolünü kendişme yakıştıramadığım için çakamadım ama çakıldım.
Yiğit bu kadarlada kalmadı sağolsun bütün gece babasının üstünü çim sular gibi suladı.Sanırım kocacık 3-4 kere üstünü değiştirdi.Tuvalet eğitimi dedik ya bıraktık çocuğu donla napsın oda henüz bu işte usta olmadığı için geldikçe bulunduğu yere salıyor.

Yumurta ve çiş kokusuyla buram buram kokan evimiz gündüzleri evde bulunmamamız sebebiyle havalanmayınca güzel hoş bir koku oluşturuyor.Kanarya adalarının tropikal, egzotik,aromalı kokusunu soluyıup ciğerlerinin bayram etmesini isteyenler hadi buyrun bize...

Sevgili oğlum çakıcam dedin çaktın,salıcam dedin saldın,bakalım sırada ne var....
Gözlerim pörtlemiş şekilde uzun süre bekletme bizi yeni maceralarını hünerlerini bekliyoruz.

  küçükbey 26 aylık